b
Beden ölür, bilinç baki kalır. Bedenden serbest kalan bilinç, enerji olarak titreşir. O, ölümsüzdür. O yüzden daha önceden söylediğim gibi varoluş-yokoluş bir döngüdür, ta ki bir şeyler tamamlanana kadar. O, evrenin amacı, insanın amacıdır. Ne olduğunu şimdilik çözemedim. Tekrar eden bu döngüde ayna sisteminde yaşıyoruz. Her şeysiniz. Evrende gördüğünüz her şey aslında sizsiniz. İçinizde bir yıldız titreşir, ay doğar her gece, her sabah güneş. Farklı boyutlar, boyut atlamak. Sağa sola, aşağı yukarı bakarız. Boyut içinizde aslında. ‘An’da, boyut denen şey. Bir yere gitmenize, bir yerde olmanıza gerek yok. Hepsi burda ve sizde. Hayal edilen her şey olmaya mahkumdur. demiş, Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (İbnü’l Arabi). Albert Einstein de: Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar. demiş. Biri on birinci yüzyılda biri de on sekizinci yüzyılda yaşamış. Hiçbir bilinç birbirinden bağımsız değildir. Geçmiş, şimdi ve gelecek inatçı ve ısrarcı bir yanılsamadan ibarettir. Einstein, Birleşik Alan Teorisi’ni ortaya atan bilim adamıdır. Yaptığınız her eylemle, düşünceyle, sözle, yazıyla ortak bir bilinç oluşturursunuz. Siz ölseniz bile bu frekansta titreşen başka bilinç yüzyıllar geçse de buluşur ve bu bilinç o bilince transfer olarak yolculuğuna devam eder. Tesla, geleceği hayal etmiş. Birçok icadını rüyalarında gördüğünü, akışın uykuda geldiğini, bazılarınınsa gözlerinin önünden aktığını görmüş. Bırakın gerçekleri gelecek söylesin ve herkesi eserlerine ve başarılarına göre değerlendirsin. Bugün onların olsun; ama uğrunda çalıştığım gelecek benimdir. O, görüyor ve biliyordu. Aslında o zaman da şimdi de gelecek de onundu. Çünkü imza attıkları o zamandan bu zamana yaşamın içinde kullandığımız her nesnede var neredeyse. Bıraktığı çalışmalar sayesinde birileri dünyaya hakim oluyor şimdilerde. Zamanlar arasında geriye ve ileriye yolculuğunu kimseye anlatamıyordu, sözleri haricinde. Onunlar röportaj yapan bazı gazeteciler onun delirmiş olduğundan şüphelenmişler, yaşadığı farklı deneyimleri anlattığı için. Yazık! Farklı olmak hep dışlanmaktır, diğerlerinin arasında. Yaşam kendini bulma yolculuğudur aslında. Saklı olan sendedir, sensin. Kendini, kendine hatırlat. Bunun en güzel örneklerinden başka biri de, kendi dahil birçok şeyin anahtarını bulan Fernando Pessoa’dır.
Bir hikâye. Napolyun’un Büyük Giza Piramidi'nde geçirdiği iddia edilen gece. Bu yazı, Napolyon'un Mısır'ın antik harikalarına yaptığı iddia edilen ziyaretin tarihsel anlatımlarını, tartışmalarını ve kalıcı etkisini incelemektedir. 22 Ağustos 1799 gecesi Napolyon, Büyük Giza Piramidi'nin kalbine girmeye cesaret etti. Güvendiği birkaç kişi eşliğinde, labirent gibi odaları keşfetmek için birkaç saat harcadığı ve hatta yapının içinde uyuduğu bildiriliyor. 23 yıl geçip, ölüm döşeğine düşünceye kadar. Etrafındaki insanlar ona o gece ne olduğunu son bir defa daha sorarlar. Son nefesini vermek üzere olan Napolyon hafifçe doğrularak: "Ah! Neye yarar" diyerek tekrar yatağına uzanır; "Söylesem de bana inanmazsınız." der ve son nefesini verir. Bir şeyler hızla değişiyor, bilinçler uyanıyor, fakat Napolyon gibi bazı şeyleri anlatamasa da insan, o bazı şeyler olmaya devam ediyor.
Kış geliyor. Isınma parası, ısınma aracı bulamayan yoksullar kadar hayvanları da zorlu yaşam mücadelesi bekliyor. Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Derneği olarak dikkat çekmek istediğimiz hayvanlar için mama dağıtma, mama dağıtırken de iletişim kurma, insanların kendinden başka canlıların da yaşadığına, duyguları ve hisleri olduğuna, her şeyin bir bütün içinde güzel olduğuna dikkat çekmek istedik. Çünkü sevginin ve insan olmanın yolunun paylaşmaktan geçtiğini biliyoruz. Aynı paylaşımda bulunmak dileğiyle. Yazarlar, şairler bir adım attı. Devamını diğerlerinden bekliyoruz. Kış geliyor. Şartlar zorlu. Eviniz yok, sokağın ortasındasınız, açsınız, üşüyorsunuz, yemek yiyemediğiniz için ısınız düşüyor ve hafiften donmaya başlıyorsunuz ama farkında değilsiniz, uykunuz geliyor, yiyecek ararken ansızın yoruluyorsunuz ve bulduğunuz bir çıkıntıya ilişiyorsunuz sonunda ve bu sonunuz oluyor. Donarak ölüyorsunuz, hayal edin. Bunları başka canlılara yaşatmaya hakkımız yok. Dünya, hep birlikte güzel. Haydi, siz de el uzatın.
Paylaşımlı bir hafta dilerim.
Neval Savak









Titreşim-frekans yaşamın ve maddenin varoluş nedeni. Bunu bilince yaşamdaki ego savaşlarının siyasal isteklerin ve mala mülke yönelmenin anlamsızlığı öyle sırıtıyor ki. Kalemine düşüncene duyarlığına sağlık sevgili Neval.