2006’da bir bilimkurgu-komedi olarak çıkan Idiocracy, izleyicilerini güldürürken düşündüren bir yapımdı. Filmde, toplumun zekâdan uzaklaşması ve yüzeysel tüketim alışkanlıklarının aşırıya kaçması hicvediliyordu. Yıllar geçtikçe bu senaryonun yalnızca bir kurgu olmadığına dair birçok işaret görmeye başladık.
Sosyal medya, bilgiye anında erişmemizi sağlıyor gibi görünüyor. Ancak derinlemesine düşünmek yerine kısa ve etkileyici içeriklere yöneldiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Filmde su yerine enerji içeceği tüketen, bilimsel gerçekleri önemsemeyen bir toplum vardı. Bugün ise, yanlış bilginin hızla yayıldığı ve doğruların sorgulanmadan kabul edildiği bir ortam oluştu.
Eğlence dünyası da bu değişime ayak uydurdu. TikTok, Reels ve benzeri platformlarda içerikler birkaç saniye içinde tüketiliyor. Bu durum, dikkat süremizin giderek kısalmasına ve derinlemesine tartışmaların önemsizleşmesine sebep oluyor. Filmde absürd televizyon programları toplumu şekillendirirken, bugün algoritmalar bizim ne izleyeceğimizi belirliyor.
Peki, bu gidişat bizi nereye götürüyor? Henüz Idiocracy'nin dünyasında yaşamıyoruz ama bazı eğilimler bu senaryoya yaklaştığımızı düşündürüyor. Bilinçli medya kullanımı, eleştirel düşünme ve eğitim, bu döngüyü kırabilecek en önemli unsurlar.
Belki de gerçek bir Idiocracy'ye dönüşmemek bizim elimizde.
Aynı fikirdeyim ,herşey bizim elimizde.